10 Kasım 2024 Pazar

Cumhuriyet’i Yok Ediyor!

   Karşı Devrimciler Cumhuriyet’i Yok Ediyor!

·       Cebren ve hile ile devlet katında yıkılmış, kamudaki tüm birikimi tasfiye edilmiş Cumhuriyet, bugün halkın mücadelesinde varlığını sürdürüyor.

·       Yurttaş kimliğini yok etmeye çalışan iktidara karşı yurttaşlar yıllardır farklı biçimlerde mücadele veriyor.

·       Zenginlerin ve iktidar sahiplerinin elinde oyuncak edilen hukuk, çocuğunun ölümünü aydınlatmaya çalışan ailelere ve yakınlarını yitirdiği kazaların sorumlularını ortaya çıkarmaya çalışan yurttaşlara sırtını dönüyor.

·       Türkiye yurttaşlardan değil, padişahına sadık kullardan ibaret bir kütleye dönüştürülmeye çalışılıyor.

·       Hastane kapılarında hayatını kaybeden, parası olmazsa eğitim hakkından mahrum kalan yurttaşlar artık yaşamak için Cumhuriyet’e ihtiyaç duyduğunu biliyor, görüyor.

·       Ülkemizin getirildiği hal, küçük değişimlerle Cumhuriyet’i kurtarmanın yolunun olmadığı bize gösteriyor.

·       Cumhuriyet’i emekçilerin elinde tekrar kurmaktan başka yol yok.

·       Karşı devrim yıllarının en fazla tartışılan konularından biri laiklik oldu.

·       “Kişiler laik olmaz, kurumlar laik” olur diye başlayıp “Laiklik, devletin dine karışmamasıdır” diye devam ettiler, çağdaşlığı ve özgürlüğü hedef alan dinci gerici faaliyetlerin önündeki tüm engelleri kaldırdılar.

·       Laikliği sinsice tartışmaya açarak altını oydular.

·       Laikliğin ortadan kaldırılmasında sayılanların tümünün suç ortaklığı vardır.

·       Laikliğin hedef alınması nedensiz değil.

·       Laikliğin olduğu yerde kul değil yurttaş olur, zorbalık değil hukuk olur, keyfilik değil kural olur.

·       Dogmayla uyuşturulmayan emekçi sessiz kalmaz, neden diye sorar.

·       Kendisine dayatılan sefalete şükretmez, hakkını arar.

·       Patron karşısında boynunu büküp kaderine razı olmaz, örgütlenir.

·       Patronlar bunu bildikleri için laikliği sevmezler.

·       Yaşam tarzları gereği şeriat istemeseler bile laikliğin altının oyulmasından memnun olurlar, laikliğin işçiler arasında yayılmasını istemezler.

·       Laikliğin ortadan kalktığı yerde kural kalmayacağını, iktidar sahiplerinin sermaye istedi diye her türlü kuralı çiğneyip aklı ve bilimi hiçe sayabileceğini, sosyal haklardan pandemi dönemi karantina sürelerine, iş güvencesinden vergilere her şeyi patronların istediği gibi düzenleyip işçileri din istismarıyla susturacaklarını bilirler.

·       Günümüz egemenlerinin laikliği hedef alması ve düzen muhalefetinin laikliğin canına okunmasına ses çıkarmamasının gerisinde sermaye sınıfının çıkarları vardır.

·       Bu nedenle bugün laiklik öncelikle işçi sınıfının ihtiyacıdır ve öncelikle devrimcilerin talebidir.

·       Dinsel ideolojinin eski çağlardan kalma artıkları olan cemaat ve tarikatlar; siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatı dini kuralların tahakkümüne almayı hedefleyen ve bu nedenle özgürleşmenin önünde engel oluşturan yapılardır.

·       677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu uygulanmalı, cemaat ve tarikatlar başta olmak üzere tüm karşı devrimci odaklar devletten temizlenmeli, kamu görevinde liyakat ve çağdaş değerlere bağlılık esas alınmalıdır.

·       Kuran kursları ve imam-hatip okulları kapatılmalı; din görevlisi yetiştirme işi yalnızca bu işlevle sınırlı olarak kurulacak, sayıları ve kapasiteleri ihtiyaca göre belirlenecek, laikliğe bağlı yeni eğitim programlarıyla gerçekleştirilmelidir.

·       1923’te büyük bir atılımla kurulan Cumhuriyet’in izleri bugün neredeyse tüm devlet mekanizmasından silinmiş durumda. Cumhuriyet’in altını oyan temel olgu, emperyalist-kapitalist sistemle eklemlenme tercihiydi.

·       Devletten tasfiye edilen Cumhuriyetçiliğin halk içinde varlığını koruması, halkçı karakteri öne çıkan bir Cumhuriyetçi yükselişi de olanaklı hale getirdi.

·       Bugün tümüyle tehlikede olan yurttaşlığın yeniden kazanılması a ancak emekçilerin çıkarlarına dayanan devrimci cumhuriyetçi siyasi çizginin yurttaşlığı bu zeminde yeniden kurması ile olanaklı.

·       Emekçilerin siyasete ağırlık koyabilmek için Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in ise ayakta kalabilmek için emekçilere dayanmaya ihtiyacı var.

·       Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri emperyalizme bağımlılık.

·       Ekonomik, siyasi ve askeri ayaklarıyla bir bütün olan emperyalizm, Türkiye’yi bu alanların her birinde kuşatmıştır. Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşıyla kurulmuş bir ülkenin bu noktaya gelmesi hazin olsa da kurtuluş mümkündür.

·       Türkiye, kendisine vurulan prangaları kıracak güce ve basirete sahiptir.

·       Türkiye prangalarını kıracaktır.

·       Özelleştirme aracılığıyla yağmalanan kamu işletmeleri yeniden kamulaştırılmalı, ülkenin tüm kaynakları kamu mülkiyetinde tüm halkın, yani emekçilerin çıkarları doğrultusunda değerlendirilmelidir.

·       Uluslararası sermayenin "dayatmaları" reddedilmeli, emperyalist-kapitalist sistemin ekonomik kurumları olan IMF ve Gümrük Birliği’nden çıkılmalı, AB aday üyelik süreci tümüyle sonlandırılmalıdır.

·       Neoliberal yağma politikaları, Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen bir ülke olmaktan çıkardı, dışa bağımlı hale getirdi.

·       Tarım ve hayvancılıkta sermayenin saldırılarını püskürtmek için tarım emekçileri ve küçük üreticilerle birlikte mücadele edilmelidir.

·       Tarım ve hayvancılık, kamu mülkiyeti temel alınarak yeniden yapılandırılmalı, dışa bağımlılık sona erdirilmeli, Türkiye tüm yurttaşlarına ucuz, kaliteli ve sağlıklı gıda sunabilmelidir.

·       Türkiye’nin güvenliği öncelikle “Yurtta sulh, cihanda sulh” politikasının devrimci bir anlayışla yeniden inşasından, Türkiye’nin başta kendi yakın coğrafyası olmak üzere dünya genelinde bağımsız, onurlu ve barışçıl bir dış politika izlemesinden geçmektedir.

·       Bölgede huzur ve güvenlik için komşu ülkelerle dostça ilişkiler kurulmalı, ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerine karşı ilerici ve anti-emperyalist odaklarla ittifak yapılmalıdır.

·       Türkiye NATO’dan çıkarak ABD ve NATO’ya bağımlılıktan acilen kurtulmalı, orta ve uzun vadede ise "savunma sanayiinde" tam "bağımsızlığa" kavuşmalıdır

·       Eşitlik, özgürlük, kardeşlik, laiklik, cumhuriyet ve bağımsızlık… İlk bakışta uzun bir liste olarak görülebilir.

·       Ancak, kazanmak için mücadele etmemiz gereken başlıkların tümünü değil, yalnızca bu mücadelede güncel olarak öne çıkarmamız gerekenleri oluşturuyorlar.

·       Bu kadar farklı alana yayılan kökleşmiş sorunların hem ortaya çıkışının hem de çözülememesinin temelinde yatan ana olgu ise aynı: Kapitalizm…

·       Hem ülkemizde hem de dünyada değişim isteğinin güçlü olduğu bir çağdan geçiyoruz. Emperyalist-kapitalist sistemin yeni bir iktisadi, ideolojik, siyasi çerçeve üretme yeteneğini yitirmesi dünyada bir uygarlık krizi, ülkemizde ise rejim krizi olarak kendisini ortaya koyuyor.

(Özetle: https://devrim.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/bize-devrim-gerek.pdf)


 

2 Kasım 2024 Cumartesi

Fentanil Krizi

 Türkiye Fentanil Krizine Hazır mı?

Sosyal medyada durduğu yerde eğilip bükülen bağımlıların videolarını görmüş olabilirsiniz.

Bu, neden oluyor, biliyor musunuz?

Bu, opioid denen, aslen ağrı kesici olan ilaçlara geliştirilen bağımlılıktan kaynaklanıyor.

En meşhur opioid olan morfini duymuş olabilirsiniz; ama insanları adeta zombiye çeviren bu ilaç, morfin değil.

Morfinden 100 kata kadar daha güçlü bir ağrı kesici (ve uyuşturucu) olan Fentanil.

Fentanil, bağımlıların kaslarını öylesine gevşetiyor ki ve motor fonksiyonlarını öylesine bozuyor ki, ayakta dik duracak kadar kas gücü toplamaları bile mümkün olmuyor.

Kafaları da yerinde olmadığı için, kendilerini toparlayamıyorlar; hatta doğru düzgün kıvrılıp yatamıyorlar bile.

nedenle vücutları oldukları yerde bükülüyor ve "fentanil katlanması" olarak bilinen bu tuhaf davranışı sergiliyorlar.

İşte bugün, sizinle yeryüzündeki en korkunç uyuşturuculardan biri olan fentanili, ve arkasında dönen ilginç "ekonomik, politik ve sosyal entrikalar" ağını masaya yatıracağız.

https://www.youtube.com/watch?v=9spLaGXg4QM

 

Fentanil ilk olarak 1950' lerin sonunda Belçika'da bulunan Janssen Pharmaceutica tarafından sentezlenmiştir.

Anestezi sırasında ve postoperatif ağrı tedavisinde ağrı kesici olarak kullanılan fentanil, uyuşturucu madde sıralamasına göre 3. derecede yer alan bir analjeziktir.

Morfinden yaklaşık 80 kat, meperidinden ise 500 kat daha etkin ve güçlü bir analjezik aktiviteye sahip olmasının yanında daha az yan etkileri olan güçlü, sentetik, narkotik, analjezik bir opioiddir.

Opioid vücutta morfin etkisi yapan ve genelde analjezik olarak kullanılan bağımlılık yapan maddelerdir.
Fentanilin ilaç tedavisi için yasal bir satışı olduğu gibi yasa dışı satışları da mevcuttur.

Sokakta Apaçi, Çinli Kız, Dans Ateşi, Jackpot veya TNT adlarıyla bilinmektedir.

Birbirinden farklı isimleri olsa da yarattığı etkiler aynıdır.

Yasa dışı satılan fentanil günümüzde tek başına satılmamaktadır.

En yaygın satış şekli Eroin ile karıştırılması ve piyasaya sunulmasıdır.

Bu sebeple birçok madde kullanıcısı farkında olmadan fentanil kullanmaktadır.

Bu da büyük risk yaratmaktadır.

https://www.yedam.org.tr/fentanil#:~:text=

 

ABD’de fentanil ölümlerinde tarihi artış:

 'Benzeri görülmemiş aşırı doz krizi yarattı' ABD’de aşırı doz fentanil kullanımından yaşanan ölümler tarihi zirvesine ulaştı.

Ülkede ilk kez bir yılda aşırı doz ilaç kullanımından hayatını kaybedenlerin sayısı 100 bine ulaştı.

Bu ölümlerin yüzde 66’sı fentanil yüzünden gerçekleşti.

Fentanil bir tür opioid.

Opioidler, vücutta morfin etkisi yapan ve genelde analjezik olarak kullanılan kimyasal maddeler olarak tanımlanıyor, bağımlılık yaratabiliyorlar.

https://www.bbc.com/turkce/articles/c148j5qx5xlo

 

Kimyasal savaşın yeni ismi: Fentanil

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç ofisinin (UNODC) 2021 yılında yayımlanan raporuna göre, 2020 yılında 275 milyon uyuşturucu kullanıcı sayısı geçmiş yıllara kıyasla yüzde 22'lik artış göstermişti. 

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu raporuna göre, Türkiye'de uyuşturucu kullanımının yanı sıra, metamfetamin ticareti de geçmiş yıllara göre artış gösterdi.

Fentanil, tek kullanımda bile bağımlılık yapan dünya çapında milyonlarca insanın ölümünden sorumlu sentetik bir opioid.

Bugünlerde ise ABD'nin gündeminde fentanil var.

Biden yönetimi, kırmızı alarm vererek seferberlik ilan etti.

Meksika Devlet Başkanı Obrador ise bölgeye giren opioidlerden Çin'i sorumlu tutuyor.

Bir opioid çeşidi olan fentanil maddesinin hikayesi, ilacı üretmek için gerekli öncü kimyasalların bir araya getirildiği laboratuvarlar ağının bulunduğu Çin Halk Cumhuriyeti'nde başlıyor.

Doğrudan pazarlama noktası, Güney Amerika ülkeleri.

Türkiye bu transit hattın tam ortasında. 

Türk polis raporlarına göre, en çok maddenin yakalandığı bölge Mersin limanları.

Yasadışı kimyagerlerin elinde üretilen yeni bir tür 'kimyasal veba' tehlikesi var.

https://www.indyturk.com/node/625936/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/kimyasal-sava%C5%9F%C4%B1n-yeni-ismi-fentanil

 

28 Ekim 2024 Pazartesi

Kişilik Tipi ve Özellikleri

      16 Kişilik Tipi ve Özellikleri  - MBTI

.   MBTI yani "Myers-Briggs Type Indicator" (Myers-Briggs Tip Göstergesi); Isabel Myers ve Katharina Cook Briggs tarafından, ünlü psikiyatrist Carl G. Jung’un kişilik/karakter analizleri dikkate alınarak hazırlanmış kişilik çözümleme çalışması olarak tanımlanıyor.

.  1921’de Psychological Types kitabında önerilen metodoloji, o zamandan beri kişilik/karakter analizi, kişisel gelişim, takım formasyonu alanlarında dünyada kabul görüyor.

.  Kişilik farklılıklarının değerini vurgulayan, insanların dünyayı algılayışları ve karar verişleri konusunda farklı psikolojik tercihleri ortaya koyan iç gözlemsel öz bildirim anketi olan MBTI, 2. Dünya Savaşı yıllarında kadınların endüstriyel alanlarda iş hayatına girmelerinin ardından, kendilerine en uygun alanı "seçerek verimli olmalarını" sağlamaları için geliştirilen bir kişilik kuramı olarak karşımıza çıkıyor. 

.  Günlük yaşam tercihlerimizde doğal tercihimiz yetkin olduklarımızdan yana olurken, yetkin olmadığımız alanlarda tercihler yaptığımızda bu alanlarda kendimizi geliştirsek de bize acemilik hissi veriyor, zorlayıcı oluyor ve çaba gerektiriyor.

.  Kişilik tipimize uygun tercihi yaptığımızda kendimizi yetkin, doğal ve canlı hissediyoruz.

.  Myers-Briggs yaklaşımı, 16 farklı kişilik tipi olduğunu ortaya koyuyor.

.  Bu 16 kişilik tipi, 4 farklı kişilik özelliğinin farklı bir araya gelişlerinden meydana geliyor. MBTI kombinasyonları; insanların dikkatlerini ve enerjilerini odaklamayı tercih ettikleri yere (içe dönük, dışa dönük), bilgiyi alma tercihlerine (sezgilerle, duyularla), karar alma şekillerindeki tercihlerine (düşünerek, hissederek)ve dış dünyaya yöneliş şekillerine (algısal, yargısal) göre farklılık gösteriyor. Kişilik farklılıklarını tanımlamak için bazı harfler kullanılıyor.

.  Aşağıda yer alan 8 harfin kombinasyonundan; ISFJ, ESTP, INFJ gibi 16 farklı MBTI özelliği ortaya çıkıyor.

.  Uzun çalışmalarla hazırlanan soruların bulunduğu anketlerle, bu özelliklerin hangilerinin daha fazla olduğu baz alınarak kişilik tipine karar veriliyor.

I:  İçe dönükler

E:  Dışa dönükler

S:  Sağduyulular, duyumsayanlar

N:  Sezgilerini kullananlar

T:  Düşünenler

F:  Hissedenler

J:  Yargılayanlar

P:  Kavrayanlar

 

Şimdi her bir 4’lü grupta bulunan toplam 16 kişilik özelliğine göz atalım:

 

A - Zanaatkarlar

-Kurucular (ESTP)

Kendilerinden emin ve girişimcidirler, yönlendirip harekete geçirirler.

İletişimde başarılıdırlar, zeki ve hazır cevaptırlar.

-Ustalar (ISTP)

Teknik konularda ustadırlar.

Pratiktirler, şu ana odaklıdırlar, her eylemin sonucu olduğunu düşünürler.

Kendi istekleriyle hareket ederler.

-Oyuncular (ESFP)

Sahne sanatlarına yatkındırlar, halkla ilişkilerde başarılıdırlar.

Eğlenceyi severler.

Yalnız kalmamak için arkadaşlarının isteklerine uyum sağlarlar.

-Düzenleyiciler (ISFP)

Güzel sanatlara düşkündürler, kendilerini sanatla ifade ederler.

Sezgileri kuvvetlidir, acıya duyarlıdırlar, yufka yüreklidirler.

B - Vasiler

-Amirler (ESTJ)

Sorumluluk sahibidirler, düzen için kural yaratmada başarılıdırlar, kuralları dayatırlar. Liderdirler, iş birliği beklerler, toplulukları desteklerler. Aile içinde vefalıdırlar. 

-Müfettişler (ISTJ)

Görev insanıdırlar, otoriteye inanırlar, her şeyin doğru yapıldığını görmek isterler, katı profil çizerler, özenli ve saygıdeğerdirler.

Eskiyi yeniliğe tercih ederler.

-Destekçiler (ESFJ)

Diğer tipler arasında en sosyal olanıdırlar.

Hizmet kuruluşlarında çalışırlar, ihtiyaç karşılamada destekçidirler.

Eleştiri ve kayıtsızlık karşısında yaralanırlar.

-Koruyucular (ISFJ)

Başkalarının güvende olması için hizmet ederler.

Kaynakların savurgan kullanılmasına dayanamazlar.

Kıymetleri bilinmese de uzun saatler çalışırlar.

C - İdealistler

-Öğretmenler (ENFJ)

Gruplardaki öğrenme ihtiyacını karşılarlar, öğrencilerin potansiyellerini açığa çıkarırlar. İletişimleri kuvvetlidir, insanlara şefkat gösterirler, kolay incinirler.

-Danışmanlar (INFJ)

Manevi değerlere önem verirler, hisleri normal dışı denecek kadar kuvvetlidir.

Kişilik gelişimi rehberliği yapmaktan hoşlanırlar, yazın alanında başarılıdırlar. 

-Şampiyonlar (ENFP)

Başkalarının hayatını etkileyen olayları anlamak isterler, insanlara ilham vererek ikna güçleriyle onları harekete geçirirler.

Yenilikleri severler, bağımsızlıklarına düşkündürler.

-Şifacılar (INFP)

Varlık için uğraşırlar, başkalarında görülmeyen bir şefkat duyguları vardır.

Sembolleri okuma konusunda yeteneklidirler.

Ç - Akılcılar

-Mareşal (ENTJ)

Yönetmeye yatkındırlar, koordine yetenekleri vardır.

Öngörülü, lider, sistematik, sabit fikirlidirler.

-Tepe yöneticiler (INTJ)

Rütbeleriyle otorite kurarlar, kendilerine çok güvenirler.

Geçmişe takılı kalmazlar, pratik çözüm üretirler.

-Kaşifler (ENTP)

Mekanik sistemlere hakimdirler, her konuya meraklıdırlar.

Tek adam pozisyonunda olmak isterler.

-Mimarlar (INTP)

Düşünceye ve dile önem verirler.

Analizcidirler, mantıklıdırlar, asosyal ve sakindirler.

https://www.yapikredi.com.tr/blog/gelisim/profesyonel-gelisim/detay/16-mbti-kisilik-tipi-ve-ozellikleri


21 Ekim 2024 Pazartesi

"Opus Dei" Nedir?

 "Opus Dei" Nedir?

.  Günümüzde Benzer Örgütler Var Mıdır?

.  Günümüz Versiyonları!

 Fetullahçı terör örgütü fetönün ; yapılanma biçimi, amacı, faaliyetleri ve liderini bire bir örnek aldığı Opus Dei, 89 yıllık İspanyol asıllı bir Katolik gizli örgüttür.

 2 Ekim 1928’de Madrid’te sıradan bir papaz olan Jose Maria Escriva de Balaguery Albas tarafından kurulmuştur.

1950 yılında papalık tarafından resmen onaylanmıştır.

Papalık, güçlü anti-komünist misyonu nedeniyle açık destek verdiği “Opus Dei”nin statüsünü 1982’de yükselterek, örgüt önderine, tarikat başkanlarına mahsus “piskopos” unvanını bahşetmiştir..

   Gizli bir örgüt olan Opus Dei’nin tüm üyeleri Katolik meslek sahiplerinden oluşmaktadır.

Bunun yanında her ülkede de örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır.

Onlara göre Papa’nın kimliği, Kilise’nin de, Papalık Makamının da üstündedir.

Papa, Tanrı-Krallığı’nın kutsal önderidir

Liderin Yüceliği!

 Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette Olağanüstü bir kişidir.

Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen Vatikan Devleti’ni yüceltir ve Kiliseyi ikinci planda görür.

2.8 milyar dolar serveti, 15 üniversitesi, 97 teknik okulu, 36 ilköğretim okulu olan Opus Dei ile ilgili pek çok tartışma yaşanmış ve olumsuz görüşler dile getirilmiş buna rağmen örgüt herhangi bir açıklama yapmamıştır. 

1970’lerde ‘France-Soir’ gazetesi Vatikan’da piskoposların kendi aralarında Opus Dei’ye ‘Aziz Mafya’ dediklerini yazar.

opus dei nedir

tarikat mı örgüt mü?

Opus Dei tarikatı Katolik kilisesi içindeki en gizemli ve en tartışmalı güçtür.

Dan Brown’un Da Vinci Şifresi kitabını okuyanlar Opus Dei’nin  bu kurgusal eserde ‘ dünyayı kontrol etmek isteyen gizli bir tarikat’ olarak işlendiğini hatırlayacaklardır.

Yazar Peter Beglar ise, Escriva’nın 1928-35 yılları arasında taraftar edinmek için öğrenci evlerine takıldığını,  cemaat fikri 1928’lerde kafasında olsa da onu dillendirecek konumu, gücü vs. olmadığı için hayata geçirmediğini söyler.

Aynı dönemde, çevresindeki 3-5 kişiye ‘bir gün kuracağı yapıda şaka icabı da olsa kadınların yer almayacağını’ söylese de, aristokrak kadınlarla çalışması ilerledikçe kadınların da işe yarayabileceğini düşünmeye başlar.

Hayalini kurduğu iktidar ve zenginlik için sadece din adamlarından oluşan bir örgütün yeterli olmadığını bilir.

Yani hem seküler hem de karma (kadınlı erkekli) bir yapı amaca giden yolda bir zorunluluk olacaktır.

İspanya’da  Cumhuriyet’in ilk aylarında çıkarılan bir dizi yasa din eğitimini elemiş, İspanya’nın Katolik eğitim sistemi yıkılmaya başlamıştır.

Yine, İkinci İspanyol Cumhuriyeti 1932’de Cizvitler Cemaati’ni feshetmiştir.

Cizvitler’den boşalan eğitim alanı Escriva’nın iştahını kabartır, hele Özgür Eğitim Kurumu’nun başını alıp gittiği bir ortamda.

Ortada bir piyasa vardır, ama O, Cumhuriyet’in ilk yıllarında öne çıkıp bu boşluğu doldurmaya talip olmaz.

Risk almayacağı gibi bedel ödemeyi de sevmez, koşulların olgunlaşmasını bekler.

Escriva'nın Yükselişi

1939’da İspanyol İç Savaşı’nın Frankist birliklerin zaferiyle sonlanması Escriva için zafere giden yolun açılması anlamına gelir.

Asıl ciddi örgütlenmesi bu dönemde başlar ve örgüt kısa sürede alır başını gider.

Opus Dei, 1941’de Madrid piskoposu, 1950’de de Vatikan tarafından bir cemaat olarak tanınır. Frankist rejimin desteğine Vatikan’ın kanatları altında çalışma da eklenince Opus’u kimse durduramaz.

Üniversitelere girer, şirketler, bankalar, yayın evleri, basın organları, okullar vs. kurar.

Opus, eski protestan doktrin olan ‘Tanrı’ya hizmet etmenin en iyi yolu kârlı bir şirket kurmaktır’ı tatbik ederek yola koyulur.

Opusçular  1940 sonları ve 1950 başlarında İtalya ve Polonya gibi Avrupa ülkelerine de  yayılırlar. Ama özellikle, çoğu eski İspanyol kolonisi olan ve dolayısıyla İspanyolca konuşan ülkelerde, yani  Latin Amerika’da örgütlenirler.

Opus Kadrolarının Devlete Sızması

Ispanya’da 1957’de başlayan teknokrat hükümetler dönemi Opusçu kadroların önemli bakanlıkları ele geçirdiği dönemdir.

ABD’den gelen parayla, hak ve hukukun adının Franko olduğu İspanyol ekonomisine at koşturur Opus Dei.

İspanya ekonomik olarak geliştikçe, sınıflar arası farklar açıldıkça, camia da her alanda gücünü artırır.

Diktatörle iktidarı paylaşan Opus altın yıllarını yaşamakla kalmaz, Franko’ya da altın yıllar yaşatır.

O kadar ki bir dönem Franco Hükümeti’nin yarısı Opus militanı ya da sempatizanı bakanlardan oluşur, İspanyol ekonomisini 20 yıla yakın onlar kontrol eder.

Franko’nun ölümünden sonra başlatılan ‘diktatörlükten demokrasiye geçiş dönemi’nin başlıca mimarları İspanyol Sosyalist İşçi Partisi ve reformcu Frankistlerdir ve bu ikincilerin bir kısmı Opusçulardır.

1982’de demokrasi dönemine geçilince, artık ne olduğu iyice anlaşılan bir Opus Dei vardır. Kendilerini besleyen diktatöryel cennetin bitmesi ile İspanya’daki siyasi güçleri önemli oranda frenlenmiş olur, her ne kadar özellikle Latin Amerika ülkelerinde hala güçlerini korusalar da. Arjantin ve Şili’de diktatörlüklere destek vermekle kalmayıp, cuntaların içinde bizzat yer almışlardır

Opus’un stratejisi

‘Halkı denetim altına almanın yolu elitleri kontrol etmekten geçer’ fikrinin hayata geçmesinin iki yolu vardır.

Elitlerin çocuklarına teşkilatın değerlerini kazandırmak için elit kolejler kurmak ve militanlarını her tür güç-iktidar odağına sızdırmak.

Bu yolla siyaseti etkilemek yani parti yöneticilerini ve liderlerini etkilemek zira partilerin kitleleri koyun sürüleridir’  

Güç uluslar üstü olmalı, devletin dar sınırlarına hapsedilmemeli.

Opus’un bu programı, Basklı Aziz İgnacio Loyola’nın öncülüğünde1539’da yola koyulan Cizvitlerin o tarihte yürürlüğe koydukları projenin aynısıdır.

Cizvitlerin 400 yıl boyunca yaptığı gibi, her zaman ve her koşulda güçlülerin tartışmasız müttefiki olan Opusçular için dava uğruna yalan söylemek mubah olduğu gibi, amaçları uğruna her şeyi, ama ne olursa olsun, savunabilirler.

İki modelden ilham alırlar. [pullquote]

Bunlardan biri 1909’da kurulan ve daha çok İtalya, Fransa ve Belçika’da faaliyet gösteren,  bir tür ‘dini gizli polis’ örgütü-tarikatı olan V. Aziz Pio Birliği’dir. [/pullquote]

Amacı gizlice ve her tür yöntemi kullanarak ilericilere karşı kilise içi ve dışında mücadele etmekti,. Zamanı geldiğinde Benito Mussolini’yi desteklemekte hiç tereddüt etmeyen bu örgüt kilise içindeki muhaliflerini izlettirip onlara iftira atmakta da tereddüt etmeyecekti.

İkinci ilham kaynağı ise  bu, hem kendisine ‘ilham’ veren hem de ilk sıradaki düşmanı olan Özgür Eğitim Kurumu’dur.

Opus’un kurucusu Escriva herşeyden önce “Özgür Eğitim Kurumu’nun laik eğitimine karşı koyabilecek Katolik entellektüel gençlerden oluşan bir hareket kurmak istemişti” (Von Balthasar, Der Spiegel, 1965).

“Masonculuğun etkili gizli yapılanmasını örnek alarak  gizli bir örgütlenme modeli aracılığıyla düşmanını kendi silahları ile vurmak istedi.”

Tanrının Eseri!

‘Tanrı’nın Eseri’ anlamına gelen Opus Dei, günlük etkinlik ve işler yoluyla toplumu Tanrı yoluna koymak için yola çıkar.

Bunun için üç kategoriye ayırdığı militanları ile gizli karakterde bir yapıyı harekete geçirir. Hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah gördüğü gibi, bir ülkenin siyasi ve ekonomik sisteminde en yüksek etkiye sahip olmaya çalışır.

Halk dediğin önderler tarafından güdülmesi gereken bir sürüdür’ felsefesiyle yetiştirdiği elitleri onların örgütlerine sızdırmaya odaklanır.

Eğitimde Yapılanmaları

Opus’un ilk ve belki de en çok örgütlendiği alan eğitimdir.

Enerjisinin en önemli bölümünü eğitim merkezleri açmak için kullanır.

Okullara, özellikle üniversite düzeyinde teknik bölümlere özel bir önem verir.

Temel stratejisi teknik eleman, işadamı, yönetici, üniversite öğretim üyesi ve lise öğretmeni gibi kadroların formasyonudur. 

Bu nedenle üniversiteye o kadar önem verir.

‘Yoksul ve zeki’ çocuklara yönelik kurslar, kolejler, üniversiteler açmak, bu öğrencilere burs sağlamak vs. Opus’un en tipik politikalarıdır.

Daha çok kırsal alandan gelen yoksul, dindar, özellikle hayatta ilerleme arzusuyla dolu, ama ailevi ve sosyal koşulları buna izin vermeyenler arasından seçtiklerini kolejlerine alır, burs ve yurt gibi yardımlar sunar.

Opus’un hâlihazırda 17 üniversite, 8 üniversite hastanesi, yüzlerce teknik okul, orta öğretim, mesleki eğitim merkezi ve üniversite yurdu ağı var.

Bu ağa, pek çok “kulüp”, her tür dernek ve öğrenci yurdunu da eklemek lazım.

Bütün bu merkezlerde “en iyileri”, yani “elitler”i kapma ya da seçmeye çalışır.

Bu “elitler”, geleceğin potansiyel yöneticileridir. 

Camianın profesyonel militanları bu kişilere doktrin aşılama ve onları yavaş yavaş örgütün içine çekme işini üstlenirler…

Üç tür üyesi vardır: “numerarios” (elçiler), “agregados” (ateşeler) ve  “supernumerarios” (kadro dışı görevliler) olarak.

Evlenemeyen ilk grup daha çok Opus’a ait ev ve yurtlarda, manastırdaymış gibi yaşarlar.

İkinci gruptakiler de evlenemezler, ancak kendi evlerinde oturabilirler.

Sonuncu gruptakiler ‘normal’ bir hayat sürdürebilirler.

Kuşkusuz her üç grup da Opus disiplinine tabidir.

Beyin Takımı

Opus’un beyin takımı “elitler”den oluşur, en iyi üniversite eğitimi almış olan, teknik olarak en iyi yetişmiş olanlardan seçilir.

Toplusal ve ekonomik sistem içinde önderlik rolü oynayabilecek kişilerdir bunlar aynı zamanda.  [pullquote]Önemli olan bir Opus Dei üyesinin mevki sahibi olmasıdır, [/pullquote]mümkünse yüksek, işini iyi yapması ve çok dindar olmasıdır.

Teorik olarak herkes ya da her isteyen Opus Dei üyesi olabilir, üyeleri herhangi bir ideolojiye sahip olabilir.

Ama pratikte bu pek de böyle işlemez.

“Kim olursan ol gel” der bir nevi, nitekim özellikle altın dönemini yaşadığı yıllarda bu çağrıya teşrif eden sınırlı sayıda ateist, liberal ya da solcu da olmuştur.

Ama onların pozisyonu sempatizan olmanın ötesine geçmediği gibi, birliktelikleri de çıkarın bittiği yerde sonlanır.

Miguel Fiscal ‘Anılar’ kitabında, şu sözü Escriva’dan onlarca kez duyduğunu yazar:

- “Biz devletin imkanları ve binalarını kullanarak çalışacağız.”

Josemari Escriva, kendi kendisini Padre (Baba, Tanrı’nın oğlu) ilan etmiş biridir.

Franko da kendisini ‘generalisimo’ (generaller generali) ilan etmiş ve bu sıfatla 40 yıl boyunca kralı olmayan bir krallığı yönetmişti.

******************************************************************************************

https://tursusozluk.com/opus-dei-nedir/


TÜRKİYE HAYALİ

Hedefteki üniter, laik Cumhuriyet: .   ABD'NİN YENİ TÜRKİYE HAYALİ   . .    Samuel Huntington, “ Medeniyetler Çatışması ” adlı kitab...