4 Mayıs 2025 Pazar

ALMANYA YATIRIM

.   ALMANYA YATIRIM YOLUYLA OTURMA

Almanya'nın yatırım yoluyla oturma izni programı bulunmaktadır. Bu programlardan Türkiye'den katılmanın koşulları nedir?

Almanya'nın yatırım yoluyla oturma izni programı, genel olarak Aufenthaltsgesetz §21 kapsamında düzenlenmektedir. Bu program, Türkiye'den katılmak isteyenler için belirli koşullara bağlanmıştır. Temel amaç, yapılan yatırımın Almanya ekonomisine fayda sağlaması ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmasıdır. İşte bu programlara Türkiye'den katılmanın temel koşulları:

1. Yatırımın Ekonomik Çıkarı ve Sürdürülebilirliği:

·       Yapılacak yatırımın Almanya'nın ekonomik çıkarlarına hizmet etmesi, bölgesel ihtiyaçları karşılaması ve istihdam yaratması beklenir.

·       Sunulan iş planının inandırıcı, uygulanabilir ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Bu plan, pazar analizi, finansal projeksiyonlar, pazarlama stratejileri ve potansiyel riskleri içermelidir.

·       Yatırımın uzun vadeli bir perspektife sahip olması ve sadece kısa vadeli kar elde etme amacı gütmemesi önemlidir.

2. Finansal Yeterlilik:

·       Yatırımcı, planlanan yatırım için yeterli finansal kaynağa sahip olduğunu kanıtlamalıdır. Bu, öz sermaye veya kredi yoluyla sağlanabilir.

·       Minimum yatırım miktarı kesin olarak belirtilmemekle birlikte, yapılan işin türüne ve büyüklüğüne göre değişir. Ancak genel olarak 250.000 Euro ile 500.000 Euro arasında bir yatırım beklenmektedir. Bazı kaynaklarda yeni şirket kurmak için 500.000 Euro veya üzeri bir sermaye gerekliliği belirtilmektedir.

·       Yatırımcının ve ailesinin geçimini Almanya'da sağlayabilecek ek finansal kaynaklara sahip olması da önemlidir.

3. Kişisel ve Mesleki Nitelikler:

·       Yatırımcının, planladığı işi yürütebilecek gerekli mesleki bilgi, deneyim ve niteliklere sahip olması beklenir.

·       Almanca dil bilgisi başvuru aşamasında zorunlu olmasa da, işin yürütülmesi ve sosyal entegrasyon açısından önemlidir. İlerleyen süreçlerde sürekli oturum izni ve vatandaşlık başvuruları için Almanca dil yeterliliği şartı aranacaktır.

·       Başvuru sahibinin adli sicilinin temiz olması gerekmektedir.

4. İş Planı ve Şirket Kurulumu (Gerekirse):

Detaylı bir iş planı sunulması zorunludur. Bu plan, işin konseptini, hedeflerini, finansal yapısını, pazarlama stratejilerini ve ekonomik katkısını açıkça ortaya koymalıdır.

Yatırım, yeni bir şirket kurmak veya mevcut bir şirkete katılmak şeklinde olabilir. Şirket kuruluşu durumunda, Almanya'daki yasal prosedürlere uygun hareket etmek gereklidir.

Örneğin, GmbH (Limited Şirket) kuruluşu için en az 25.000 Euro sermaye gereklidir.

5. Diğer Koşullar:

·       Geçerli bir pasaporta sahip olmak gereklidir.

·       Sağlık sigortası yaptırmak zorunludur.

·       Almanya'da kayıtlı bir ikametgah göstermek gereklidir.

Başvuru Süreci:

1.     Detaylı Araştırma ve İş Planı Hazırlığı: Almanya'daki piyasa koşulları, yasal düzenlemeler ve yatırım fırsatları hakkında kapsamlı araştırma yapmak ve detaylı bir iş planı hazırlamak ilk adımdır.

2.     Vize Başvurusu: Hazırlanan belgelerle birlikte Türkiye'deki Almanya Konsolosluğu veya Büyükelçiliği'ne yatırımcı vizesi (Aufenthaltserlaubnis zur Ausübung einer selbstständigen Tätigkeit - Serbest Meslek İcra Etmek Amacıyla Oturma İzni) için başvurulur.

3.     Değerlendirme Süreci: Alman makamları (genellikle yerel yabancılar dairesi ve ekonomik danışmanlar) sunulan iş planını ve yatırımın ekonomik potansiyelini değerlendirir.

4.     Oturma İzninin Alınması: Başvurunun olumlu sonuçlanması halinde, yatırımcıya başlangıçta genellikle belirli bir süre için (örneğin 1-3 yıl) oturma izni verilir.

5.     Oturma İzninin Uzatılması ve Sürekli Oturum: İş planının başarılı bir şekilde uygulanması ve diğer koşulların sağlanması halinde oturma izni uzatılabilir ve belirli bir süre sonra sürekli oturum izni için başvuru yapılabilir.

Önemli Notlar:

·       Almanya'nın yatırım yoluyla oturma izni programı, gayrimenkul alımına doğrudan bağlı bir program değildir. Ancak, iş planınız kapsamında yapacağınız ticari gayrimenkul yatırımları değerlendirilebilir.

·       Süreç karmaşık ve detaylı bilgi gerektirdiğinden, bir avukat veya danışmanlık firmasından profesyonel destek almak faydalı olabilir.

·       Koşullar zaman zaman değişebilir, bu nedenle en güncel bilgileri Almanya'nın resmi göçmenlik ve yatırım web sitelerinden veya yetkili kurumlardan teyit etmek önemlidir.

Türkiye'den Almanya'ya yatırım yoluyla göç etmek isteyenlerin, sağlam bir iş planı, yeterli finansal kaynak ve Almanya ekonomisine gerçek bir katkı sağlama potansiyeli sunmaları gerekmektedir.

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.05.04, MŞ.

.       (Araştırma ve değerlendirme yazım)


ALMANYA'YA

 .    TÜRKİYE'DEN ALMANYA'YA     .

Türkiye'den Almanya'ya yerleşmek için göç etmek isteyenler ne tür sorunlar, zorluklarla karşılaşır? Almanya 250.000 Euro ve üzeri değerde gayrimenkul satın alan Türk vatandaşlarına oturma izni veriyor mu?

Türkiye'den Almanya'ya yerleşmek isteyenler Yunanistan'a kıyasla farklı ve kendine özgü bir dizi sorun ve zorlukla karşılaşabilirler. İşte bunlardan bazıları:

1. Vize ve Oturma İzni Süreci:

·       Vize Türünü Belirleme ve Başvuru: Almanya'ya yerleşme amacına uygun doğru vize türünü (çalışma, eğitim, aile birleşimi vb.) belirlemek ve başvurmak kritik öneme sahiptir. Her vize türünün kendine özgü şartları ve karmaşık başvuru süreçleri bulunur.

·       Gerekli Belgelerin Kapsamlılığı: Almanya, vize başvurularında detaylı ve kapsamlı belgeler talep eder. Pasaport, biyometrik fotoğraflar, doğum belgesi, evlilik cüzdanı (gerekirse), adli sicil kaydı, sağlık sigortası, finansal yeterlilik kanıtı, dil yeterlilik belgesi (bazı vizeler için) gibi belgelerin eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulması gerekir. Belgelerin Almanca'ya yeminli tercümanlarca çevrilmesi ve noter onaylı olması gerekebilir.

·       Dil Yeterliliği: Özellikle çalışma ve bazı aile birleşimi vizeleri için Almanca dil yeterliliği (genellikle A1 veya üzeri seviyede) şartı aranır. Bu, başvuru sürecinde önemli bir engel teşkil edebilir.

·       Bekleme Süreleri: Almanya'daki vize başvuru süreçleri uzun sürebilir. Randevu almak, belgeleri hazırlamak ve başvurunun sonuçlanmasını beklemek zaman alıcı ve stresli olabilir.

·       Oturma İzni ve Uzatma: Almanya'ya giriş yaptıktan sonra uzun süreli kalış için oturma izni almak gereklidir. Oturma izni türüne göre farklı şartlar ve yenileme süreçleri bulunur. Sürekli oturum izni ve vatandaşlık başvuruları da belirli şartlara tabidir.

2. Dil ve Kültürel Uyum:

·       Yüksek Düzeyde Almanca Gereksinimi: Günlük yaşam, iş hayatı ve sosyal entegrasyon için iyi düzeyde Almanca bilmek büyük önem taşır. Dil bariyeri, iş bulma, eğitim, sosyal ilişkiler kurma ve bürokratik işlemleri halletme konusunda ciddi zorluklara yol açabilir.

·       Kültürel Farklılıklar: Alman kültürü, Türk kültüründen belirgin farklılıklar gösterir. Doğrudan iletişim, dakiklik, bireysellik ve kurallara uyma gibi konularda farklılıklar yaşanabilir. Bu farklılıklara uyum sağlamak zaman ve çaba gerektirir.

·       Yabancılık ve Sosyal Çevre Oluşturma: Yeni bir ülkede, farklı bir kültürde yaşamak yalnızlık hissine yol açabilir. Yerel halkla iletişim kurmak ve sosyal bir çevre oluşturmak zaman alabilir.

3. Sosyoekonomik Zorluklar:

·       Rekabetçi İş Piyasası: Almanya'da iş piyasası rekabetçidir. Özellikle vasıfsız işlerde rekabet daha yoğun olabilir. Dil becerileri, mesleki yeterlilikler ve denklikler iş bulma sürecinde kritik rol oynar.

·       Denklik Süreci: Türkiye'deki mesleki diplomaların ve yeterliliklerin Almanya'da tanınması (Anerkennung) gerekebilir. Bu süreç karmaşık ve zaman alıcı olabilir.

·       Yüksek Yaşam Maliyeti (Büyük Şehirlerde): Özellikle Berlin, Münih, Hamburg, Frankfurt gibi büyük şehirlerde yaşam maliyeti, konaklama kiraları oldukça yüksektir. Uygun fiyatlı konaklama bulmak zorlayıcı olabilir.

·       Konaklama Bulma Zorluğu: Büyük şehirlerde uygun fiyatlı ve istenilen özelliklere sahip konaklama bulmak ciddi bir sorun olabilir. Rekabet yoğundur ve uzun süre arayış gerekebilir.

·       Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sistemi: Almanya'nın sosyal güvenlik ve sağlık sistemi kapsamlıdır ancak karmaşık olabilir. Bu sistemlere dahil olmak ve haklardan yararlanmak için belirli prosedürleri takip etmek gerekir.

4. Ayrımcılık ve Sosyal Entegrasyon:

·       Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı: Ne yazık ki, Almanya'da zaman zaman ırkçılık ve yabancı düşmanlığı vakaları yaşanabilmektedir. Türk kökenli göçmenler de bu durumdan etkilenebilirler.

·       Sosyal Entegrasyon Zorlukları: Farklı kültürel geçmişlere sahip insanların bir arada yaşaması zaman zaman zorluklar yaratabilir. Topluma uyum sağlamak, yerel derneklere katılmak ve aktif bir şekilde iletişim kurmak entegrasyon sürecini kolaylaştırabilir.

5. Mevzuat ve Bürokratik İşlemler:

·       Karmaşık Yasal Mevzuat: Almanya'nın göçmenlik, çalışma ve oturma izinleri ile ilgili yasal mevzuatı oldukça detaylı ve karmaşıktır. Bu mevzuatı anlamak ve takip etmek zor olabilir.

·       Bürokratik Engeller: Devlet dairelerindeki işlemler uzun ve karmaşık olabilir. Dil bilmemek ve yerel prosedürlere hakim olmamak bu süreçleri daha da zorlaştırabilir.

ALMANYA'DA GAYRİMENKUL ALARAK OTURMA İZNİ:

·       Hayır, Almanya genel olarak 250.000 Euro ve üzeri değerde gayrimenkul satın alan Türk vatandaşlarına doğrudan oturma izni vermemektedir.

·       Almanya'nın yatırım yoluyla oturma izni programı bulunmaktadır ancak bu programın şartları ve yatırım miktarları gayrimenkul alımından farklıdır ve genellikle ekonomik çıkarlar (iş kurma, önemli yatırımlar yapma vb.) ön plandadır.

·       Almanya'da gayrimenkul sahibi olmak, oturma izni başvurusunda olumlu bir etken olarak değerlendirilebilir (örneğin, konaklama ihtiyacını kanıtlama açısından), ancak tek başına oturma izni alma hakkı tanımaz.

·       Oturma izni almak için yukarıda belirtilen diğer şartların da karşılanması gerekmektedir.

·       Türkiye'den Almanya'ya yerleşmek isteyenler dil bariyeri, kültürel farklılıklar, karmaşık vize ve oturma izni süreçleri, iş bulma zorlukları, yüksek yaşam maliyeti ve potansiyel ayrımcılık gibi bir dizi zorlukla karşılaşabilirler.

Almanya'da gayrimenkul alımı doğrudan oturma izni sağlamaz.

Bu nedenle, Almanya'ya göç etmeyi düşünenlerin iyi bir araştırma yapması, Almanca öğrenmeye başlaması ve gerekli yasal süreçler hakkında bilgi edinmesi önemlidir.

Gerekirse profesyonel danışmanlık almak da faydalı olacaktır.

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.05.04, MŞ.

.       (Araştırma ve değerlendirme yazım)

 

 

YUNANİSTAN'a

 .   TÜRKİYE'DEN YUNANİSTAN'A GÖÇ   .

Türkiye'den Yunanistan'a yerleşmek isteyenler çeşitli sorunlar ve zorluklarla karşılaşabilirler.

Bunlar genel olarak aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1. Vize ve Oturma İzni Süreci:

Doğru Vize Türünü Seçmek:

Yunanistan'a yerleşme amacına uygun (çalışma, eğitim, aile birleşimi, yatırım vb.) doğru vize türüne başvurmak önemlidir. Her vize türünün farklı gereklilikleri ve başvuru süreçleri bulunur.

Gerekli Belgeleri Toplamak:

Başvuru için pasaport, biyometrik fotoğraf, adli sicil kaydı, sağlık raporu, seyahat sigortası gibi çeşitli belgeler gereklidir. Bazı durumlarda apostil onayı ve tercümeler de istenebilir.

Vize Başvuru Süreci ve Bekleme Süresi:

Vize başvuruları Yunanistan konsoloslukları veya yetkili vize başvuru merkezleri aracılığıyla yapılır. Süreç uzun ve karmaşık olabilir, bekleme süreleri de değişkendir.

Oturma İzni Almak ve Uzatmak:

Yunanistan'a giriş yaptıktan sonra uzun süreli kalış için oturma izni almak gerekir. Oturma izni türüne göre farklı şartlar ve yenileme süreçleri bulunur.

2. Dil ve Kültürel Uyum:

Dil Bariyeri:

Yunanca bilmemek günlük yaşamda, iş bulmada ve sosyal ilişkilerde önemli bir engel teşkil edebilir.

Kültürel Farklılıklar:

Türk ve Yunan kültürleri arasında bazı benzerlikler olsa da, yaşam tarzı, gelenekler ve sosyal normlar farklılık gösterebilir. Bu farklılıklara uyum sağlamak zaman alabilir.

Yabancılık ve Yalnızlık Hissi:

Yeni bir ülkede, tanıdık çevreden uzakta olmak yalnızlık ve yabancılık hissine yol açabilir.

3. Sosyoekonomik Zorluklar:

İş Bulma:

Yunanistan'da işsizlik oranları zaman zaman yüksek olabilir. Özellikle dil bilmeyenler ve yerel iş piyasası hakkında bilgisi olmayanlar için iş bulmak zorlayıcı olabilir. Ancak bilişim teknolojileri, sağlık, mühendislik, turizm gibi bazı sektörlerde iş olanakları bulunmaktadır.

Yaşam Maliyeti:

Yunanistan'da yaşam maliyeti bölgeye göre değişiklik gösterir. Atina gibi büyük şehirlerde kira ve diğer giderler daha yüksek olabilir. Ancak genel olarak diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha uygun maliyetli bir yaşam mümkündür.

Konaklama Bulma:

Özellikle büyük şehirlerde uygun fiyatlı ve istenilen özelliklere sahip konaklama bulmak zaman alabilir. Kiralama süreçleri ve depozito gibi konularda farklı uygulamalar olabilir.

Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sistemi:

Yunanistan'daki sosyal güvenlik ve sağlık sistemini anlamak ve bu sistemlere dahil olmak zaman ve çaba gerektirebilir.

4. Ayrımcılık ve Sosyal Entegrasyon:

Önyargılar ve Ayrımcılık:

Tarihsel ve siyasi nedenlerle Türk vatandaşlarına karşı bazı önyargılar olabilir. Bu durum sosyal hayatta ve iş ortamında zaman zaman zorluklara yol açabilir.

Sosyal Çevre Oluşturma:

Yeni bir ülkede sosyal çevre oluşturmak, arkadaş edinmek ve topluma entegre olmak zaman ve aktif çaba gerektirir.

5. Mevzuat ve Bürokratik İşlemler:

Yasal Mevzuatı Anlama:

Göçmenlik, çalışma, oturma gibi konulardaki Yunanistan yasalarını ve düzenlemelerini anlamak önemlidir.

Bürokratik İşlemler:

Devlet dairelerindeki işlemler uzun ve karmaşık olabilir. Dil bilmemek bu süreçleri daha da zorlaştırabilir.

- YUNANİSTAN'IN BUGÜNKÜ SORUNLARI NELERDİR,

EKONOMİK DURUMU VE ENFLASYON NASIL?

Yunanistan'ın bugünkü sorunları, ekonomik durumu ve enflasyonuna dair güncel bilgiler şu şekildedir:

Güncel Sorunlar:

Yunanistan, ekonomik toparlanma yolunda önemli adımlar atmış olsa da, hala çözülmesi gereken bazı sorunlarla karşı karşıyadır:

Yüksek Kamu Borcu:

Yunanistan'ın kamu borcu, Euro Bölgesi'ndeki en yüksek oranlardan biri olmaya devam ediyor. Bu durum, ekonomik büyüme ve mali istikrar için bir risk oluşturuyor.

İşsizlik:

İşsizlik oranı düşüş gösterse de, özellikle genç işsizliği hala yüksek seviyelerde seyrediyor.

Bürokrasi ve Yavaş Yargı Süreci: 

Bu durumlar, iş yatırımını caydırıyor ve ekonomik gelişimi yavaşlatabiliyor.

Bankacılık Sektörü:

Bankacılık sektörü iyileşme gösterse de, takipteki krediler hala bir sorun teşkil ediyor.

Hukukun Üstünlüğü ve İnsan Hakları:

Son raporlar, medya özgürlüğü, gözetleme, mülteci ve sığınmacı hakları, polis şiddeti ve azınlıklara yönelik ayrımcılık gibi konularda endişeler olduğunu gösteriyor.

Ekonomik Durum:

Yunanistan ekonomisi, 2010'lardaki borç krizinin ardından önemli bir toparlanma sürecine girmiştir. Özellikle turizm gelirlerindeki artış, Avrupa Birliği'nin Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu'nun kullanımı ve iç talebin canlanması ekonomik büyümeyi desteklemektedir.

Büyüme:

2024'te %2,3'lük bir büyüme kaydedilmiştir ve 2025 için de benzer bir büyüme oranı beklenmektedir. Bu oran, Euro Bölgesi ortalamasının üzerindedir.

İşgücü Piyasası:

İşsizlik oranı düşüş eğilimindedir ve Mart 2025 itibarıyla %9,0 seviyesine gerilemiştir. Bu, 2009'dan bu yana görülen en düşük orandır. Ancak genç işsizliği (%25,2) hala yüksektir.

Kamu Maliyesi:

Kamu maliyesinde iyileşme devam etmektedir ve kamu borcunun GSYH'ye oranı düşüş trendindedir. Vergi kaçakçılığının azaltılması da bu iyileşmeye katkı sağlamaktadır.

Dış Ticaret:

Yüksek ithalat talebi nedeniyle cari açıkta bir miktar artış gözlemlenmektedir.

Enflasyon:

Yunanistan'da enflasyon, Avrupa genelindeki eğilime paralel olarak düşüş göstermektedir:

Mart 2025 itibarıyla yıllık enflasyon oranı %2,4 olarak kaydedilmiştir.

Bu, Şubat ayındaki %2,5'ten düşüş göstermektedir ve son dört ayın en düşük seviyesidir.

Çekirdek Enflasyon: Mart 2025'te çekirdek enflasyon oranı %3,2 olarak gerçekleşmiştir.

Beklentiler: 2025 yılı için ortalama enflasyon beklentisi %2,4 civarındadır.

YUNANİSTAN ORADA OTURMA İZNİ ALMAK İSTEYEN TÜRKLERDEN NE İSTİYOR?

Orada bir daire alan izin veriliyor mu?

Yunanistan'da oturma izni almak isteyen Türk vatandaşlarından istenenler, başvuru türüne göre değişiklik göstermektedir.

Genel olarak talep edilen bazı temel belgeler şunlardır:

·        Geçerli bir pasaport: Seyahat bitiş tarihinden sonra en az 3 ay daha geçerli olmalıdır.

·        Vize başvuru formu: Eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulmuş olmalıdır.

·        Biyometrik fotoğraf: Son 6 ay içinde çekilmiş, belirli ölçülere uygun olmalıdır.

·        Adli sicil kaydı: Hem Türkiye'den hem de son bir yıl içinde ikamet edilen diğer ülkelerden alınmış, apostilli ve Yunanca'ya tercüme edilmiş olmalıdır.

·        Sağlık raporu: Yunanistan'daki yetkili bir sağlık kuruluşundan alınmış olmalıdır.

·        Seyahat sağlık sigortası: Tüm kalış süresini kapsayan ve belirli bir teminat tutarına sahip olmalıdır.

·        Finansal yeterlilik kanıtı: Yunanistan'da kalacağı süre boyunca geçimini sağlayabileceğini gösteren banka hesap dökümleri veya diğer belgeler sunulmalıdır.

·        Konaklama belgesi: Otel rezervasyonu, kira sözleşmesi veya davetiye mektubu gibi konaklama detaylarını gösteren bir belge sunulmalıdır.

Daire Alanlara Oturma İzni:

Evet, Yunanistan'da 250.000 Euro ve üzeri değerde gayrimenkul satın alan Türk vatandaşlarına oturma izni verilmektedir.

Bu uygulama, "Golden Visa" olarak da bilinir ve yatırım yoluyla oturma izni programının bir parçasıdır.

Gayrimenkul alarak oturma izni almak için ek olarak aşağıdaki belgeler de gereklidir:

Gayrimenkulün tapusu: Satın alma işleminin tamamlandığını gösteren resmi belge.

Satın alma sözleşmesi: Noter tarafından onaylanmış olmalıdır.

Gayrimenkulün değerini gösteren belgeler: Yetkili makamlarca belirlenen değerin 250.000 Euro veya üzerinde olduğunu kanıtlayan belgeler.

Ödeme dekontları: Gayrimenkul bedelinin ödendiğini gösteren banka dekontları.

Önemli Notlar:

Gayrimenkul yatırım yoluyla alınan oturma izni genellikle 5 yıllık olarak verilir ve belirli şartların sağlanması halinde yenilenebilir.

Gayrimenkulün tam mülkiyetinin başvuru sahibine ait olması gerekmektedir.

Bazı bölgelerde (örneğin Atina, Selanik, Mikonos, Santorini gibi nüfusu yüksek bölgelerde) minimum yatırım miktarı 800.000 Euro olarak uygulanmaktadır.

Oturma izni başvuru süreci karmaşık olabilir, bu nedenle bir avukat veya danışmanlık firmasından destek almak faydalı olabilir.

Yunanistan'da oturma izni türleri ve gereklilikleri hakkında en güncel ve detaylı bilgiyi Yunanistan'ın Türkiye'deki konsolosluklarından veya yetkili göçmenlik makamlarından almanız önemlidir.

ÖZETLE  

Türkiye'den Yunanistan'a yerleşmek isteyenler vize ve oturma izni süreçleri, dil ve kültürel uyum, iş bulma, yaşam maliyeti, konaklama, sosyal güvenlik, ayrımcılık ve bürokratik işlemler gibi çeşitli zorluklarla karşılaşabilirler.

Yunanistan ekonomisi toparlanma sürecinde ilerlemektedir ve enflasyon düşüş eğilimindedir.

Ancak yüksek kamu borcu, işsizlik ve bazı yapısal sorunlar hala önemli zorluklar teşkil etmektedir.

Aynı zamanda hukukun üstünlüğü ve insan hakları konularındaki bazı endişeler de devam etmektedir.

Bu zorlukların üstesinden gelmek için iyi bir hazırlık, sabır ve uyum yeteneği önemlidir.

.    Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, GC-A-25.05.04, MŞ.

.       (Araştırma ve değerlendirme yazım)

 

16 Nisan 2025 Çarşamba

ZİHİNSEL MANİPÜLASYON

 .   ZİHİNSEL MANİPÜLASYON VE ALGI YÖNETİMİNİN TEMELLERİ

Zihinsel manipülasyon ve algı yönetimi, uluslararası güvenlik ve istihbarat stratejilerinin temel yapı taşlarından biridir.

Bu kavramlar, özellikle modern savaş ve bilgi savaşları bağlamında giderek daha önemli hale geldi.

Algı yönetimi, hedef kitlenin gerçekliği nasıl algıladığını kontrol etmeyi amaçlayan bir stratejidir.

Zihinsel manipülasyon ise, bireylerin veya grupların düşüncelerini ve davranışlarını belirli bir yöne yönlendirmek için kullanılan taktiklerin bir bütünüdür.

Her iki yöntem de genellikle psikolojik operasyonlar (PSYOPS) çerçevesinde uygulanır ve genellikle dezenformasyon, propaganda ve bilgi savaşları ile desteklenir.

Irak Savaşı, algı yönetimi ve zihinsel manipülasyonun uluslararası güvenlik bağlamında nasıl kullanıldığını gösteren en çarpıcı örneklerden biridir.

Bu savaş sırasında, medya araçları kullanılarak kamuoyunun savaşa desteği manipüle edildi.

Medyada yer alan haberlerin güvenilirliği üzerine yapılan bir analizde, savaşın meşruiyetini sağlamak ve kamuoyunu etkilemek amacıyla bilginin nasıl seçici olarak sunulduğu ortaya konuldu.

Bu durum, medya manipülasyonunun ve dezenformasyonun savaş stratejisinin bir parçası olarak nasıl kullanıldığını gözler önüne seriyor.

Zihinsel manipülasyon teknikleri

Zihinsel manipülasyon, bireylerin veya grupların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol altına almak için kullanılan çeşitli teknikleri içerir.

Bu teknikler, genellikle gizli ve dolaylı yollarla uygulanır. Manipülasyonun en yaygın yöntemlerinden biri, bilginin seçici sunumudur.

Bu teknik, bireylere yalnızca belirli bilgilerin verilmesi ve diğer bilgilerin gizlenmesi yoluyla uygulanır.

Bunun yanı sıra, korku, suçluluk, utanç gibi duyguların tetiklenmesi de manipülasyonun etkili araçlarındandır. 

Algı yönetimi ve dezenformasyonun rolü

Algı yönetimi, uluslararası güvenlik politikalarında dezenformasyonla el ele gidiyor.

Dezenformasyon, yanlış veya yanıltıcı bilgilerin yayılması yoluyla hedef kitlenin algılarını bozmayı amaçlar.

Bu strateji, genellikle rakip devletlerin siyasi ve askeri gücünü zayıflatmak için kullanılır.

Örneğin, bir devlet, düşmanının iç huzursuzluğunu artırmak veya uluslararası desteğini zayıflatmak amacıyla yanlış bilgi yayabilir.

Bu tür stratejiler, hedef kitlenin gerçeği algılayış biçimini derinden etkileyebilir ve karar alma süreçlerini manipüle edebilir.

Algı yönetiminin etkinliği, hedef kitlenin kognitif yanlılıklarına dayanır.

Kognitif yanlılıklar, bireylerin bilgiye nasıl eriştiğini ve bu bilgiyi nasıl işlediğini etkileyen zihinsel kısa yollardır.

Bu yanlılıklar, algı yönetimi stratejilerinin daha etkili olmasını sağlar çünkü bireyler, bilgi eksikliği, belirsizlik veya aşırı bilgi yükü durumlarında kognitif yanlılıklara daha açık hale gelirler.

Örneğin, onay yanlılığı, bireylerin zaten inandıkları bilgiyi destekleyen yeni bilgileri tercih etmesine neden olur.

Bu durum, algı yönetimi stratejilerinin başarılı olmasını kolaylaştırır çünkü hedef kitle, manipülatif bilgiyi daha kolay kabul eder.

Modern savaşta algı yönetimi ve manipülasyon

Günümüzde, algı yönetimi ve zihinsel manipülasyon, modern savaş stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Bu stratejiler, sadece askeri çatışmalarla sınırlı kalmaz, aynı zamanda ekonomik, politik ve sosyal çatışmalarda da kullanılır.

Algı yönetimi, siber savaşların ve bilgi savaşlarının da merkezinde yer alır.

Sosyal medya platformları, dezenformasyon kampanyaları ve manipülatif içeriklerin yayılması için ideal bir ortam sunar.

Bu durum, uluslararası ilişkilerde yeni bir güç dinamiği yaratıyor ve devletlerin yanı sıra devlet dışı aktörlerin de bu stratejileri kullanmasına olanak tanıyor.

Zihinsel manipülasyon ve algı yönetimi, etik ve hukuki açıdan ciddi sorunlara yol açıyor.

Bu stratejiler, bireylerin ve toplumların bilgiye erişim hakkını ihlal eder ve demokratik süreçleri zayıflatır.

Bilgi savaşları ve dezenformasyon kampanyaları, toplumsal güveni sarsar ve sosyal dokunun zarar görmesine neden olabilir.

Uluslararası hukuk, bu tür stratejilerin kullanımını sınırlamak ve düzenlemek için yetersiz kalıyor.

Bu durum, küresel düzeyde yeni hukuki ve etik normların geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

******************************************************************************

.      20 Ekim 2024 - Cihad İslam Yılmaz - Independent Türkçe

https://www.indyturk.com/node/747262/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/zihinsel-manip%C3%BClasyon-ve-alg%C4%B1-y%C3%B6netiminin-temelleri

 

7 Aralık 2024 Cumartesi

Dijital Dünyanın Psikolojisi

 Dijital Dünyanın Psikolojisi

İnsanlar dünya üzerinde ilk görüldükleri günden bu yana topluluk halinde yaşamıştır.

Bu nedenle insanlar arası etkileşim insan doğasının ayrılmaz bir parçası olmuştur.

İnsan geleceği planlayan ve öleceğini bilen tek canlıdır.

Bu nedenle de iki temel soruya cevap aramıştır.

“Ne için varım ve ne olacağım?”

Bu sorular onu ölümsüzlüğü aramaya ve kalıcı olmak için çare bulmaya yöneltmiştir.

Bunu doğa üstü güçlere taparak, onlara kurbanlar adayarak, kendine büyük mezarlar kazarak gerçekleştirmeye çalışmıştır.

Günümüzde bu kalıcılık istediği dönüşüm geçirmiştir.

İnsanlık neye evriliyor?

İnsanın deneyimlerini paylaşmak için geliştirdiği araçlar onu kendi deneyimlerine yabancılaştırıyor ve çocuğunun mezuniyet törenini izlemenin heyecanının yerini, kayıt cihazının vizöründen izlemek ve doğru kaydetme kaygısı alıyor.

Facebook ve benzeri sosyal medya platformlarında kurduğu sanal topluluklar ona bütün dünya ile etkileşimde olduğu ve çok sayıda arkadaşa sahip olduğu yönünde sahte bir popülerlik veriyor ancak hastalandığında ona çorba getirecek bir gerçek dost bulmaya yaramıyor.

Bunun sonunda gerçek bedenlerle temasa yabancılaşıyor.

Bu gelişmeler toplumsal yakınlaşma sağlayacağına ayrışmanın güçlenmesine hizmet ediyor ve herkes kendi yankı odasında yaşamaya başlıyor.

İnsanları FOMO (fear of missing out) denilen sosyal medyadaki haberleri "kaçırma korkusu" esir alıyor.

Bu durumdan sosyal medya üzerinde para kazanan şirketler hariç kimse pek memnun gözükmüyor.

Aklı başında herkes değişim bekliyor ancak kendi çıkarlarına hizmet etmeyecek toplumsal değişimlere öncülük etmenin bundan yarar sağlayan şirketlerin işi olmadığı unutuluyor.

İnsanlar zihinsel ve bedensel olmak üzere iki tür beceriye sahiptir.

Geçmişte icat edilen araçlar ve makinelerle bedensel beceriler daha etkin kılınmıştır çünkü her teknoloji insanın bir organının uzantısıdır.

Gözlük gözün, tekerlek ayağın, "bilgisayar ise beynin" uzantısıdır.

İnsan beyninin öğrenme, analiz, iletişim ve duyguları anlama gibi becerileri vardır. Bilgisayarların yapay zekaya (YZ) dönüşmesi 250 bin yıllık homo sapiens yolculuğunun özel bir dönemecidir.

İnsanların özgür iradeye dayandığına inandıkları kararlar, gerçekte milyarlarca nöron arasında salise içinde gerçekleşen etkileşim sonucu meydana gelir.

Duygular ve istekler biyokimyasal algoritmalardır.

Sezgilerimiz sonucu verdiğimiz karar, biriktirdiğimiz çok sayıda deneyim sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.

Bir başka deyişle sezgi örüntü (pattern) tanıma becerisidir.

Bu durumda doğru sensörlerle donatılmış makine öğrenme (machine learning) özelliğine sahip bir YZ’nın bu örüntüleri yansızlıkla ve dolayısıyla çok daha büyük bir isabetle çözmesi çok doğaldır.

Zeka ve bilinç birbiriyle çok yakın etkileşim içinde olan ancak farklıdır.

Zeka sorun çözme becerisidir; bilinç ise kızgınlığı, coşkuyu, acı ve aşkı hissetme yetisidir.

Bu nedenle YZ’nın insan bilincinin yerine geçmesi şimdilik mümkün değildir.

Ancak YZ’nın duyguları tanıma yetisi, insanlara özgür iradeleriyle olduğuna inandıkları seçimleri, onların yerine yaptırması çok muhtemeldir.

Böylece YZ, insana kendisinin seçtiğini düşündüğü sadece arabayı, giysiyi, deterjanı değil "siyasetçiyi" de pazarlamaktadır.

Bundan on yıl önce ihtimal dahilinde olduğunu düşünülen bu durum Facebook ve Cambridge Analitica ortaklığının marifetlerinin ortaya çıkmasıyla Brexit ve 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde somut olarak yaşanmıştır.

Facebook 2010 yılında 61 milyon kişiye sadece bir kez üzerinde arkadaşlarının resimlerinin bulunduğu “seçim günü” mesajı gönderdi.

Daha önce sandığa gitmeyen 300 bin seçmen oy kullandı.

2016 seçimlerinin sadece 100 bin oy farkla belirlendiği düşünülürse, demokrasiyi bekleyen tehlikenin büyüklüğü anlaşılabilir.

Politikacıların bu gücü sınırlamak istemeleri durumunda kendilerinin seçilmesini önleyecek düzenlemelerden haberlerinin olması bile mümkün değildir.

Bu bilgiye sahip olmamızın nedeni Facebook’un bunu açıklamış olmasıdır.

Buradan çıkacak sonuç Facebook’un isterse çekişmeli seçimleri değil, çekişmesizleri bile değiştirebileceğidir.

İnsanların dünyaya bakışı giderek daha çok YZ tarafından yönlendiriliyor.

Ayrıca görmediğimiz karar mekanizmalarını şekillendiren algoritmalar bulunuyor.

Örneğin YZ araştırmacıların sadece yüzde 14ünün kadın olması kimsenin dikkatini çekmiyor. Makinelerin dünyayı geçmiş önyargılarla algılaması, bu önyargıların sorgulanmadan kabul edilmesini ve pekişmesi sonucunu doğuruyor.

Bu durum aynı zamana sosyal gelişimin önünü de kesme potansiyeline de sahip.

Neler olabilir?

Bugün sahip olduğumuz verilerle otuz yıl sonra dünyanın neye benzeyeceğini söylemek mümkün değildir ancak olasılıklardan söz etmek mümkündür.

Öncelikle yakın gelecekten başlayalım.

On yıl içinde çok büyük bir işsizler ordusu olacaktır.

Çünkü YZ’nın işlevsiz kılacağı çalışanların çok büyük bölümünün, üst düzey yeni beceriler gerektiren işleri yapmaları düşünülemez.

Örneğin, World Economic Forum’un 2025 yılında en çok ihtiyaç duyulacak yetkinlikler listesinin ilk on sırasında şunlar bulunmaktadır:

Analitik düşünce, karmaşık problem çözme, eleştirel düşünme ve analiz, yaratıcılık ve girişimcilik, teknoloji kullanımı-izleme ve kontrol, teknoloji tasarımı ve programlama, liderlik ve sosyal etki, duygusal zeka, ikna ve müzakere.

Görüldüğü gibi teknolojinin ortadan kaldıracağı işlerin yerine yeni iş imkanları sağlayacağı efsanesi de geniş kitleler için söz konusu değildir.

İşlevsiz kalan insanlar için vatandaşlık maaşı benzeri uygulamaların gerçekçi olduğu düşünülse de işsiz ve işlevsiz olan insanların mutlu olmaları zordur.

Bu insanların geliştirecekleri akıl ve ruh sağlığı sorunlarının nasıl çözüleceği ayrı bir sorun olacak.

Ayrıca sadece gelişmiş ülkelerin zorlanarak altından kalkabileceği böyle bir yükün, dünyanın bütünü için geçerli olabileceği ütopyadan öte bir olasılıktır.

Toplum hayatındaki değişiklikler konusunda en kolay öngörü, eğitim ve tıbbı hizmetlerin kalitesinin çok yükselecek ve bu hizmetlerin geniş kitlelere ücretsiz veya çok düşük ücretle ulaştırılacak olmasıdır.

İnsanların duygusal tepkilerinin sensörler aracılığı ile çözülmesi ve her yerde izlenmelerinin mümkün olması dijital diktatörlüklerin yaygınlaşmasını mümkün kılacak.

İnsanlar refah istiyorlarsa demokrasiden, güvenlik istiyorlarsa özgürlüklerinden vazgeçmek zorunda hissedebilecekler.

İnsanların birbirleriyle kuracakları ilişkiler ise bugün büyük çoğunluğun hayal edemeyeceği düzeyde olacak ve çok büyük ihtimalle beyinlerine yerleştirdikleri çipler aracılığı ile, beyinden beyine düşünce aracılığı ile gerçekleşecektir.

Bu konuyu önyargılarının kurbanı olarak reddetmeyecek ve ilgileneceklere Coventry Üniversitesinden Kevin Warwick’in araştırmalarını incelemelerini ve biraz da Ray Kurzweil okumalarını öneririm.

Sonuç

Bazı önemli olaylar yaşandığı sırada yaratacağı uzun dönemler etkiler, olayların yaşandığı sırada anlaşılmayabilir.

Örneğin Bolşevik devriminin olduğu 17 Ekim 1917’de Moskova’da yaşayanların sadece yüzde beşi olan bitenden haberdardı.

Oysa bu devrim bütün 20.yüzyıla damga vurdu.

20.Yüzyılı şekillendiren 1929 Büyük Buhranıydı.

Bu çöküş sonrası ekonomi yeniden şekillendi ve 2. Dünya Savaşı ile siyasi harita yeniden çizildi.

Gelecekte tarihçiler 21.Yüzyılın başlangıcı olarak 2020 yılını almaları kuvvetle muhtemeldir.

Bu nedenle üçüncü milenyumun ilk çeyreğinden ikinci çeyreğine geçmeye hazırlandığımız bu yıllarda yaşayanlar insanlık tarihinin çok özel bir evresine tanıklık etmekteler.

Bir yandan teknolojik gelişmeler, diğer yönden Covid-19’un yarattığı zorunluluklar sonucu doğan yeni eğilim ve alışkanlıklar önümüzdeki yirmi yılın geride kalan yirmi yıl gibi olmayacağının açık kanıtlarıdır.

.    O nedenle bütün okuyuculara çok özel bir değişim ve dönüşüm sürecinin içinde yaşadıklarının bilincinde olmalarını ve geleceğin içinde "uygun bir yer" bulmak için kendilerini hazırlamalarını öneririm.

11 Haziran 2021

https://baslangicnoktasi.org/dijital-dunyanin-psikolojisi-2/

20 Kasım 2024 Çarşamba

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir.

Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,

Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek,

Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasında bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki kararlılıklarını hatırda tutarak,

Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yer alan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilân ettiklerini kabul ederek,

Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilân ettiğini anımsayarak,

Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak,

Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek,

Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ülküler ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak,

Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin,1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi’nde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisi’nde belirtildiğini ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde (özellikle 23 ve 24’üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de (özellikle 10’uncu maddesinde) ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve ilgili belgelerinde tanındığını hatırda tutarak,

Çocuk Hakları Bildirisi’nde de belirtildiği gibi çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğunu hatırda tutarak,

Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına İlişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak,

Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocukların bulunduğu bilinci içinde,

Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi göz önünde tutarak,

Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak,

aşağıdaki kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır:

Madde 1

.   Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Madde 2

1.     Taraf Devletler, bu Sözleşme’de yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.

2.     Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.

Madde 3

1.     Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

2.     Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.

3.     Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

Madde 4

Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.

Madde 5

Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana–babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.

Madde 6

1.     Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

2.     Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

Madde 7

1.     Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana–babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.

2.     Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.

Madde 8

1.     Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.

2.     Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.

Madde 9

1.     Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.

2.     Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.

3.     Taraf Devletler, ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anababanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.

4.     Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınırdışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana–babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, sözkonusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.

Madde 10

1.     9’uncu Maddenin 1’inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya ana–babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.

2.     Ana-babası, ayrı devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve ana–babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler.

Herhangi bir ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörüldüğü gibi ve ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.

Madde 11

1.     Taraf Devletler, çocukların yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.

2.     Bu amaçla Taraf Devletler iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapılmasını ya da mevcut anlaşmalara katılmayı teşvik ederler.

Madde 12

1.     Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

2.     Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.

Madde 13

1.     Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.

2.     Bu hakkın kullanılması yalnızca:

1.     Başkasının haklarına ve itibarına saygı;

2.     Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.

Madde 14

1.     Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.

2.     Taraf Devletler, ana–babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.

3.     Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlâki ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.

Madde 15

1.     Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.

2.     Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlâkın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.

Madde 16

1.     Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.

2.     Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

Madde 17

Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:

1.     Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;

2.     Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;

3.     Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;

4.     Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;

5.     13 ve 18’inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.

Madde 18

1.     Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana–babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler.

2.     Bu Sözleşme’de belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana–baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.

3.     Taraf Devletler, çalışan ana–babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.

Madde 19

1.     Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

2.     Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.

Madde 20

1.     Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.

2.     Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.

3.     Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında. bakıcı aile yanına verme, İslâm Hukukunda kefalet (kafalah), evlât edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir.

Madde 21

Evlât edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştireceklerdir:

1.     Bir çocuğun evlât edinilmesine ancak yetkili makam karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, ana–babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu gözönüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlât edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir;

2.     Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlât edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı taktirde, ülkelerarası evlât edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler;

3.     Başka bir ülkede evlât edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlât edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar;

4.     Ülkelerarası evlât edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar;

5.     Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili ya da çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.

Madde 22

1.     Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve sözkonusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.

2.     Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetlerarası ve hükümetdışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesi ile yeniden biraraya gelebilmesi için ana–babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana–babası ya da ailesinin başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunmayan çocuğa da tanınacaktır.

Madde 23

1.     Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.

2.     Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.

3.     Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana–babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.

4.     Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.

Madde 24

1.     Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.

2.     Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:

·        Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;

·        Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;

·        Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;

·        Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;

·        Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana–babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;

·        Koruyucu sağlık bakımlarının, ana–babaya rehberliğini, aile planlanması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.

3.     Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.

4.     Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

Madde 25

Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun, gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

Madde 26

1.     Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar.

2.     Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları gözönüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da gözönünde tutularak sağlanır.

Madde 27

1.     Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.

2.     Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkânlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana–babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.

3.     Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, anababaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.

4.     Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana–babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.

Madde 28

1.     Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:

·        İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;

·        Ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;

·        Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;

·        Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;

·        Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.

2.     Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşme’ye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.

3.     Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

Madde 29

1.     Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:

·        Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;

·        İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;

·        Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;

·        Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;

·        Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.

2.     Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.

Madde 30

Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

Madde 31

1.     Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.

2.     Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.

Madde 32

1.     Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.

2.     Taraf Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar. Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili hükümleri gözönünde tutularak, Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:

·        İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tesbit ederler;

·        Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.

·        Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar öngörürler.

Madde 33

Taraf Devletler, çocukların uluslararası anlaşmalarda tanımladığı biçimde uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasadışı kullanımına karşı korunması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önlemek amacıyla, yasal, sosyal ve eğitsel niteliktekiler de dahil olmak üzere, her türlü uygun önlemleri alırlar.

Madde 34

Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:

1.     Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;

2.     Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;

3.     Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini,

önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.

Madde 35

Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.

Madde 36

Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar.

Madde 37

Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:

1.     Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemiyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.

2.     Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.

3.     Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.

4.     Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.

Madde 38

1.     Taraf Devletler, silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamak yükümlülüğünü üstlenirler.

2.     Taraf Devletler, onbeş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için uygun olan bütün önlemleri alırlar.

3.     Taraf Devletler, özellikle onbeş yaşına gelmemiş çocukları askere almaktan kaçınırlar. Taraf Devletler, onbeş ile onsekiz yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda, önceliği yaşça büyük olanlara vermek için çaba gösterirler.

4.     Silahlı çatışmalarda sivil halkın korunmasına ilişkin uluslararası insani hukuk kuralları tarafından öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, Taraf Devletler, silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alırlar.

Madde 39

Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.

Madde 40

1.     Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.

2.     Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:

1.     İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmâl nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilmeyecektir.

2.     Hakkında ceza kanununu ihlâl iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:

1.     Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;

2.     Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması;

3.     Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi;

4.     Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması;

5.     Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana–babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;

6.     Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana–babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;

7.     Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak

3.Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:

1.     Ceza Yasasını ihlâl konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü;

2.     Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması.

4.Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.

Madde 41

Bu Sözleşme’de yeralan hiçbir husus, çocuk haklarının gerçekleştirilmesine daha çok yardımcı olan ve:

1.     Bir Taraf Devletin yasasında veya

2.     Bu Devlet bakımından yürürlükte olan uluslararası hukukta yeralan hükümleri etkilemeyecektir.

Madde 42

Taraf Devletler, Sözleşme ilke ve hükümlerinin uygun ve etkili araçlarla yetişkinler kadar çocuklar tarafından da yaygın biçimde öğrenilmesini sağlamayı taahhüt ederler.

Madde 43

1.     Taraf Devletlerin bu Sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeleri incelemek amacıyla, görevleri aşağıda belirtilen bir Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.

2.     Komite bu Sözleşme ile hükme bağlanan alanda yetenekleriyle tanınmış ve yüksek ahlâk sahibi on uzmandan oluşur. Komite üyeleri Taraf Devletlerce kendi vatandaşları arasından ve kişisel olarak görev yapmak üzere, adil bir coğrafi dağılımı sağlama gereği ve başlıca hukuk sistemleri göz-önünde tutularak seçilirler.

3.     Komite üyeleri, Taraf devletlerce gösterilen kişiler listesinden gizli oyla seçilirler. Her Taraf Devlet, vatandaşları arasından bir uzmanı aday gösterebilir.

4.     Komite için ilk seçim, bu Sözleşme’nin yürürlüğe girişini izleyen altı ay içinde yapılır. Sonraki seçimler iki yılda bir yapılır. Her seçim tarihinden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, Taraf Devletleri iki ay içinde adaylarını göstermeye yazılı olarak davet eder. Daha sonra Genel Sekreter böylece belirlenen kişilerden, kendilerini gösteren Taraf Devletleri de işaret ederek, alfabetik sıraya göre oluşturduğu bir listeyi, Taraf Devletlere bildirir.

5.     Seçimler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde, Genel Sekreter tarafından davet edilen Taraf Devletler toplantılarında yapılır. Nisabı, Taraf Devletlerin üçte ikisinin oluşturduğu bu toplantılarda, hazır bulunan ve oy kullanan Devletlerin salt çoğunluğuyla en fazla oy alan kişiler Komiteye seçilir.

6.     Komite üyeleri dört yıl için seçilir. Aday gösterildikleri takdirde yeniden seçilebilirler. lk seçimde seçilmiş olan beş üyenin görevi iki yıl sonra sona erer, bu beş üyenin isimleri ilk seçimden hemen sonra toplantı başkanı tarafından çekilen kura ile belirlenir.

7.     Bir komite üyesinin ölmesi veya çekilmesi ya da başka herhangi bir nedenle bir üyenin Komitedeki görevlerini yapamaz hale gelmesi durumunda adaylığını öneren Taraf Devlet, Komitenin onaylaması koşuluyla, böylece boşalan yerdeki görev süresi doluncaya kadar, kendi vatandaşları arasından başka bir uzmanı atayabilir.

8.     Komite, iç tüzüğünü kendisi belirler.

9.     Komite, memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.

10.  Komite toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde ya da Komite tarafından belirlenecek başka uygun bir yerde yapılır. Komite olağan olarak her yıl toplanır. Komite toplantılarının süresi, gerektiğinde, Genel Kurulca onaylanmak koşuluyla, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin bir toplantısıyla belirlenir veya değiştirilir.

11.  Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri gerekli maddi araçları ve personeli bu Sözleşme ile kendisine verilen görevleri etkili biçimde görebilmesi amacıyla, Komite emrine verir.

12.  Bu Sözleşme uyarınca oluşturulan Komitenin üyeleri, Genel Kurulun onayı ile, Birleşmiş Milletler Teşkilatının kaynaklarından karşılanmak üzere, Genel Kurulca saptanan şart ve koşullar çerçevesinde kararlaştırılan ücreti alırlar.

Madde 44

1.     Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakları yürürlüğe koymak için, aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporları:

·        Bu Sözleşme’nin, ilgili Taraf Devlet bakımından yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıl içinde;

·        Daha sonra beş yılda bir, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığı ile Komiteye sunmayı taahhüt ederler.

2.     Bu madde uyarınca hazırlanan raporlarda, bu Sözleşme’ye göre üstlenilen sorumlulukların, şayet varsa, yerine getirilmesini etkileyen nedenler ve güçlükler belirtilecektir. Raporlarda ayrıca, ilgili ülkede Sözleşme’nin uygulanması hakkında Komiteyi etraflıca aydınlatacak biçimde yeterli bilgi de bulunacaktır.

3.     Komiteye etraflı bilgi içeren bir ilk rapor sunmuş olan Taraf Devlet, bu maddenin 1 (b) bendi gereğince sunacağı sonraki raporlarında daha önce verilmiş olan temel bilgileri tekrarlamayacaktır.

4.     Komite, Taraf Devletlerden Sözleşme’nin uygulamasına ilişkin her türlü ek bilgi isteminde bulunabilir.

5.     Komite, iki yılda bir Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığı ile Genel Kurula faaliyetleri hakkında bir rapor sunar.

6.     Taraf Devletler kendi raporlarının ülkelerinde geniş biçimde yayımını sağlarlar.

Madde 45

Sözleşme’nin etkili biçimde uygulanmasını geliştirme ve Sözleşme kapsamına giren alanda uluslararası işbirliğini teşvik etmek amacıyla:

1.     Uzmanlaşmış kurumlar, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organları, bu Sözleşme’nin kendi yetki alanlarına ilişkin olan hükümlerinin uygulanmasının incelenmesi sırasında, temsil edilmek hakkına sahiptirler. Komite; uzmanlaşmış kurumları, UNICEF’i ve uygun bulduğu öteki yetkili kuruluşları, kendi yetki alanlarını ilgilendiren konularda uzman olarak görüş vermeye davet edebilir. Komite, uzmanlaşmış kurumları, UNICEF’i ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organlarını kendi faaliyet alanlarına ilişkin kesimlerde Sözleşme’nin uygulanması hakkında rapor sunmaya davet edebilir;

2.     Komite, uygun bulduğu takdirde, Taraf Devletlerce sunulmuş, bir istem içeren ya da teknik danışma veya yardım ihtiyacını belirten her raporu, gerekiyorsa Komitenin bu istek veya ihtiyaca ilişkin tavsiye ve gözlemlerini de ekleyerek, uzmanlaşmış kurumlara, UNICEF’e ve öteki yetkili kuruluşlara gönderir;

3.     Komite, Genel Kurula Genel Sekreterden Komite adına çocuk haklarına ilişkin sorunlarda incelemeler yaptırması isteğinde bulunulmasını, tavsiye edebilir;

4.     Komite, bu Sözleşme’nin 44 ve 45’inci maddeleri uyarınca alınan bilgilere dayanarak, telkin ve genel nitelikte tavsiyelerde bulunabilir. Bu telkin ve genel nitelikteki tavsiyeler, ilgili olan her Taraf Devlete gönderilir ve şayet varsa, Taraf Devletlerin yorumları ile birlikte Genel Kurulun dikkatine sunulur.

Madde 46

Bu Sözleşme bütün Devletlerin imzasına açıktır.

Madde 47

Bu Sözleşme onaylamaya bağlı tutulmuştur. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

Madde 48

Bu Sözleşme bütün Devletlerin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

Madde 49

1.     Bu Sözleşme, yirminci onay ya da katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi tarihini izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.

2.     Yirminci onay ya da katılma belgesinin tevdiinden sonra bu Sözleşme’yi onaylayacak ya da ona katılacak Devletlerin her biri için, bu Sözleşme, sözkonusu Devletin onay ya da katılma belgesini tevdi tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.

Madde 50

1.     Bu Sözleşme’ye Taraf herhangi bir Devlet bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve buna ilişkin metni Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edebilir. Genel Sekreter bunun üzerine değişiklik önerisini Taraf Devletlere, önerinin incelenmesi ve oya konulması amacıyla bir Taraf Devletler Konferansı oluşturulmasını isteyip istemediklerini kendisine bildirmeleri kaydıyla, iletir. Böyle bir duyuru tarihini izleyen dört ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri sözkonusu konferansın toplanmasından yana olduklarını ifade ederlerse Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Teşkilatı çerçevesinde bu konferansi düzenler. Konferansta hazır bulunan ve oy kullanan Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen her değişiklik, onay için Birleşmiş Miletler Genel Kuruluna sunulur.

2.     Bu maddenin 1’inci fıkrasında yeralan hükümlere uygun olarak kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığı ve bu Sözleşme’ye Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğu tarafından kabul edildiği zaman yürürlüğe girer.

3.     Bir değişiklik yürürlüğe girdiği zaman, onu kabul eden Taraf Devletler bakımından bağlayıcılık taşır. Öteki Taraf Devletler bu Sözleşme hükümleri ve daha önce kabul ettikleri her değişiklikle bağlı kalırlar.

Madde 51

1.     Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, onay ya da katılma anında yapılabilecek çekincelerin metnini alacak ve bütün Devletlere bildirecektir.

2.     Bu Sözleşme’nin amacı ve konusu ile bağdaşmayan hiçbir çekinceye izin verilmeyecektir.

3.     Çekinceler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterince, geri alınacağına ilişkin bildirimde bulunma yoluyla her zaman geri alınabilir. Bunun üzerine Genel Sekreter, bütün Devletleri haberdar eder. Böyle bir bildirim, Genel Sekreter tarafından alındığı tarihte işlerlik kazanır.

Madde 52

Bir Taraf Devlet, bu Sözleşme’yi, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterine vereceği yazılı bildirim yoluyla feshedebilir. Fesih, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.

Madde 53

Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, bu Sözleşme’nin tevdi makamı olarak belirlenmiştir.

Madde 54

İngilizce, Arapça, Çince, İspanyolca, Fransızca ve Rusça metinleri de aynı derecede geçerli olan bu Sözleşme’nin özgün metni, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

Hükümetleri tarafından tam yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, yukarıdaki kuralların ışığında, bu Sözleşme’yi imzalamışlardır.

https://www.unicef.org/turkiye/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme

 

 

TÜRKİYE HAYALİ

Hedefteki üniter, laik Cumhuriyet: .   ABD'NİN YENİ TÜRKİYE HAYALİ   . .    Samuel Huntington, “ Medeniyetler Çatışması ” adlı kitab...